Uygarlıklar Arasında Bir Ada

Gökçeada: Kaç uygarlığın esintisini bağrında taşıyıp yolcu eden çorak topraklar…

Kuru toprakların bereket tanısı adıyla bilinen İmbrasos’un,  etki alanına girmiş bolluk ve bereketini dağıttığı bir yer olarak bilinen İmroz, yani namı- diğer Gökçeada;  ünlü yunan yazar Homeros’un İlyada efsanesinde deniz tanrısı Poseidon‘un mekânı olarak kayıtlara adı geçmiştir. Adanın en eski sahiplerinin Prohelenler olduğu bilinmektedir. Bu ismi de zaten sonradan adaya akın eden Atinalılar vermiştir. Miltiades adında Atina komutanı M.Ö. 500 civarlarında Gökçeada’yı Atina topraklarına katar ve büyük Roma hükümranlığı altına girinceye dek Atina yönetiminde özerk bir yaşam sürdürmüştür. 1458 ‘de Osmanlı İmparatorluğu topraklarına fatih sultan Mehmet tarafından katıldı. 450 yıla yakın Osmanlı egemenliğinde yaşayan Gökçeada’da bulunan Türk ve Rum halkı huzur ve güven içinde birbirlerinin dinlerine, örflerine, adetlerine, geleneklerine, göreneklerine sınırsız saygı göstererek ve birbirleriyle kültür alışverişinde bulunarak yaşamaya devam etmişlerdir.

Kral Mezarları – Gökçeada

Muhteşem Süleyman zamanında vakıf topraklar olarak anılmaya başlayan Gökçeada topraklarında, günümüze kadar birçok uygarlık ev sahipliği yapmıştır. Eski adıyla Kastro, günümüzdeki adıyla Kaleköy’de halen Cenevizliler’e ait bir kalenin kalıntıları bulunmaktadır. ilk sahipleri Prohelen’lerden sonra sırasıyla bu çorak topraklara: Mikenler, Persler, Rosenelar, Atinalılar, Spartalılar, Romalılar, Bizanslılar, Venedikliler, Cenevizliler, Osmanlılar, Balkan savaşları sırasında İtalya ve Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanlılar, en sonunda da Lozan’da bizim sınırlarımıza dahil edilmiştir. “Gökçeada’ya egemen olan tüm devletler burada geniş bir kalıntı bırakmış olmalı” diyebilirsiniz ama Gökçeada özellikle deniz savaşlarıyla egemenlik altına alındığı için bu uygarlıkların yaşadığına dair küçük kalıntılar dışında başka bir iz yoktur. Savaşlar sırasında yağmalanma ve köyleri yakmadan sonra izlerin bulunması da beklenemezdi zaten. Ada’nın çok fazla istilacı toplumlar tarafından işgale uğraması sebebiyle modern bir havaya girememiş olan adada halk zarar görmeye devam edince baskı ve sıkıntılardan uzaklaşabilmek adına Osmanlı imparatorluğuna “sığınma” isteğinde bulunarak uygarlıklarını rahat bir şekilde sürdürmeyi amaçlamıştır.

Şimdilerde Çanakkale Boğazı’nın hemen girişinde kilit bir noktada varlığına devam ettiren Gökçeada her zaman görkemli, önemli tarihi ve ihtişamıyla başka şehirlerden gelen misafirlerimize ev sahipliği yapmaya devam etmektedir. “cittaslow” olarak dünya çapında bir üne sahip olan ada,  misafirlerine her daim yumuşak davranmayı ve eşsiz bir tatilin ne anlama geldiğini hatırlatmayı kendine görev edinmiş ve sıcakkanlı Gökçeada pansiyonları, apartları ve otelleriyle keşfedilmenin tadını çıkarmaktadır.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir